Anadolu Eğitim Kültür Bilim Vakfı Amasya Bölge Toplantısı

Vakfımızın Amasya Bölge toplantısı 16.10.2016 Tarihinde Pazar günü saat 13.00 de Amasya Turizm ve Otelcilik Meslek Lisesi uygulama Okulunda yapıldı. Toplantıya Çorum, Tokat, Sivas, Samsun, Ordu, Yozgat illerinden heyetler halinde vakıf dostları katıldı.

Amasya temsilcilerimizden İsmail Hakkı ÇITTIR‘ın organize ettiği ve açılışını yaptığı toplantıyı Genel Başkan Yardımcısı Şazeli ÇÜGEN yönetti.

Katılımcıların kendilerini tanıtmalarından sonra, bölge illerinden birer temsilcinin gündemi değerlendirdiği toplantıda, Tevfik Karabulut İlk sözü aldı, özetle:

 

Ordu ilinden Av. Tevfik Karabulut:

Son bir kaç asırdır, 1700’ lü yıllardan beri İngilizlerin temel strateji islâm ülkeleri üzerinde oynan oyunları Müslüman taşeronları kullanarak yapıyorlar. Soğuk savaş döneminden sonra bu görevi ABD aldı. Büyük Orta Doğu projesi adıyla ortaya konan şey İslâm Ülkelerini mezhepçilik ve etnik yapı üzerinden parçalamak, İslâm’ın itikadını yozlaştırarak etkisizleştirmek, devre dışı bırakmak. Mavi kitap isimli gizli belgelerde kuzey İslamı olarak ifade edilen Hanefi-Maturidi geleneğini kendileri için tehlikeli görerek kontrol altına alınması gerektiği ifade edilir. Ilımlı İslam projesi ile Akaid kirliliği, fikir kirliliği oluşturuldu ve medeniyetler çatışması tezi sonrası sahneye sürülen FETÖ hareketinin iyi analiz edilmesi, kendimizi sorgulamamız gerekir.

 

Çorum ilinden Yazar Turgut Şahin:

 

Bu problemin izahı doğru, ama bu sorunu nasıl aşacağız? Bu sorunun cevabının bulunması gerekir. Batı kendi içindeki savaşları NATO dediğimiz organizasyonu sağladıktan sonra çözdü, batıda savaşlar bitti. Batı İslâm dünyasını yok eder mi? Etmez, zira batı kendisini İslâm dünyası ile anlamlandırıyor.

Kurulu Güçler kendileri ile diğer güçler arasında bir mesafe koyuyorlar. Mesafe daraldığı zaman duruma müdahil oluyorlar. Türkiye kendi coğrafyasında açılmak istiyor. ABD. nin de bu bölgede çıkarları var. Nüfuz alanını açmak için çatışması gerekiyor. Çıkar çatışmaları böylece tezahür ediyor.

Son yaşanan olaylar karşısında sistemin yeniden inşaası gerekir. Devlet ve STK’ lar bu problemin rasyonel cevabını bulamazsak ileride başka bir grup daha çıkabilir. Bunun üzerinde çok çalışmamız gerekir.

Tokat İlinden Eczacı Mehmet Özmen:

Devletin öncelendiği izlenimi veren konuşmalar yapıldı. Kavramların içini boşaltmamak gerekir. İçinden geldiğimiz misyonu temsil, adam gibi olmalı. İnanmak, sevgi, fedakârlık, samimiyet, adalet ve benzeri kavramlarla yaşadığımız değerlerin, yani mirasın farkında olmak gerekir. Kemiyeti abartarak keyfiyet ihmal edilmemelidir. 

 

Sivas ilinden Abdülkadir Hasbek:

 

Günümüzün problemi kendi değerlerimizi özümsemiş insan yetiştirememektir. Eğitimi önemsemeli inanç ve ahlak yapısı düzgün iyi insan yetiştirmeliyiz.

 

 

Yozgat ilinden Bekir ERKOÇ:

 

Yozgat şubesi başkanı olarak gençlerle faaliyet yapıyoruz. Gençlerin ilgiye ihtiyaçları var. Gençlerin seviyesine inmek ve onlarla sosyal, kültürel ve sportif faaliyetler göstermek gerekir. Bu çalışmaları yürütmek için de fedakârlık gerekmektedir.

Samsun ilinden Zülfikir KABAKÇI:

Gerek yaşadığımız hayat içinde gerekse bu gün yaşadığımız olayların meydana getirdiği kırılmalar ve kırgınlıklar var. Bunların giderilmesi için çalışmalar yapılmalı. Hak ve adalet namına hukuktan ayrılmamalı, devreye girilmelidir.

 

Toplantının bu bölümünden sonra toplantıyı yöneten Vakıf Yönetim Kurulu üyesi ve başkan Yardımcısı Şazeli Çügen;

 

Yönetim Kurulu başkanımız Hayrullah Beyle, Anadolu’nun hemen hemen bütün illerini ve bölgelerini dolaştık. Arkadaşlarımız bulundukları yerlerde aynı heyecan ve dirilikte hayatlarını devam ettiriyorlar. Bu çalışmalar önemli bir sempati uyandırdı. Burada da görüldüğü gibi Anadolu’da ihmal edilmemesi gereken bir insan potansiyelimiz var bu potansiyelin harekete geçirilmesi gerekir. İçinde bulunduğumuz şartlar bunu düne göre daha acil hale getirmiştir.

Vakıf Başkanımız Hayrullah Başer’i hem soruları cevaplandırmak hem de konuşmasını yapmak üzere kürsüye davet ediyorum dedi.

 

Av. Hayrullah BAŞER;

 

15 Temmuzdan sonra rahmetli Hasan Avcıbaşı kardeşimiz ve İbrahim Ankara ya gelmişlerdi. Bizi ziyaret ettiler, kendi aralarında konuşmuşlar ve Amasya’da bir toplantı yapılması hazırlığı yapmışlar, bu amaçla bugün burada bu toplantıyı yapmış oluyoruz. Bu toplantının başlangıç noktası orasıdır.

Biz savrulmaya başladıktan sonra Türkiye’de Sufilik hareketi başladı ve neticesi bugün alındı. Biz savrulmasaydık hiçbir batıni hareket, hiçbir vatan bölme hareketi bugünkü noktaya gelemezdi. Çünkü biz o alanı dolduruyorduk, çünkü mücadele birliğinin tabanı kimliği ve hedefleri net, itikadı saf ve duru idi. Savrulmayla alan boşaldı. O zaman yabancı otlar bitmeye başladı, yabancıların tayin ettiği, tasarladığı eylemler ortaya konmaya başladı.

Türkiye’nin geldiği nokta bu. Eğer 15 Temmuzda başarılı olsalardı, bugün Türkiye iç savaştaydı.  Biz kimseye göbek bağı ile bağlı değiliz, doğruya doğru,  eğriye eğri diyeceğiz. Türkiye’de bu mücadelenin verilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bugün  hasbihal etmeye sohbet etmeye, ama esasında  karar vermeye geldik. Ben gençlere diyorum ki, ölüm bize yakın, herkese yakın ama bize daha yakın. Ama bu ak saçlılarda olan potansiyeli  almadan göndermeyin bunları diyorum. Sizin için de vebal, bunlar içinde vebal, ilmini aktarmayan da,  bildiğini aktarmayan da Allah indinde sorumludur. Mücadele birliği Türkiye’deki marka hareketlerden biridir, ama ülkücülükte var, nurculukta var, akıncılıkta var, bugünkü iktidarda bunların bileşkesidir.

Uzun vadeli bir projeniz yok ise Türkiye'nin geleceği tehlikede demektir. Diğer kardeş kuruluşlarla ortak çalışmalarımız var. Ama Anadolu vakfı diyor ki, lokal çalışma kafi değil, satıh Türkiye’dir, lokal kalmamalıyız diyorum. 

Batı Medeniyeti her sahada ülkemiz ve İslâm dünyasını etkileyen, yöneten bir medeniyet oldu. Küresel güçler kendi toplumlarının refah içinde yaşasın diğer toplumlar önemli değil diyor. Ilımlı İslam, BOP ve benzeri projelerle, İsrail’in güvenliği ve İslam ülkelerinin zenginliklerini sömürmeyi hedef almış, DAEŞ ve FETÖ gibi batıni hareketleri desteklemiş ve sahaya sürmüştür. Tasavvufa evet, cemaatlere evet, ancak Kuran’a ve Sünnete bağlı kalmak şartı ile… Bunlar bizim medeniyetimizde zaten var, bizim inancımızda takiye yapmak, mehdilik, rüyalarla amel etmek ve batınilik yoktur.  Kırgınlıklarımız var, kırgınlıklarımızı aşmalıyız, barışmalıyız, helalleşmeliyiz,  biz davada birleşmeliyiz,  bizim için esas olan budur.

 

Toplantıyı organize eden İsmail Hakkı ÇITTIR, katılımlarından dolayı konuklara ve Vakıf görevlilerine teşekkür ettikten sonra okuduğu Kur’an ve yaptığı güzel dua ile toplantı sona erdi. Günün anısına toplu fotoğraf çekildikten sonra katılımcılar, iyi bir moral ve heyecanla memleketlerine döndüler.