Cemil ÇİÇEK Gündemi Değerlendirdi

Ak Parti Ankara Milletvekili ve Eski TBMM Başkanı Cemil ÇİÇEK, Vakfımızın geleneksel Cumartesi Sohbetleri Programına katılarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

 Cemil ÇİÇEK, özetle;

"Bugüne kadar söylediklerim yaptığım işin gereğidir. Ne yapıyorum? Siyaset yapıyorum. Bu iş particilikten ayrıdır" dedi. 

Sadece günübirlik olayları konuşuyoruz, olaylarla ilgili bilimsel analizler yapılamıyor diyen ÇİÇEK, "Bugün maden kazası var 3-5 gün konuşuruz, başka bir olay çıkar onu konuşuruz. 15 Temmuz olayı oldu konuştuk ama 15 Temmuza gelinene kadar her 7 yılda bir darbe teşebbüsü ve darbe oldu. Bunların sebep ve sonuçları üzerinde durularak tedbir alınmadığı için bezer teşebbüsler yaşanmaya devam ediyor. Aynı hatalar devam ederse bu gün FETO yarın ÇETO olmaya devam eder" diyerek yaşadığı siyasi tecrübelerinden örnekler verdi.

Cemil ÇİÇEK, Siyaseti; “lafın doğrusunu söylemek, işin doğrusunu yapmaktır” diyerek, basit bir tanım yaptıktan sonra, bunu yapabilmek için de, siyasetin hukukla, ahlakla ve kültürle örtüşmesi lazım" diyerek siyasette, ekonomide ve dinde kayıt dışılık olduğunu Türkiye'de sorunların bunlardan kaynaklandığına dikkat çekti.

"Kayıt dışı siyaseti anlamadan bugünkü olayları izah etmek zordur. Kayıt dışı siyasetin başında YARGI geliyor. Dün 367 garabeti, bu gün de yargı içindeki FETÖ ye bağlı yargı mensupları gibi.  Yargının siyaseti etkileyen bu tutumu, kayıt dışı siyasettir.

Kayıt dışı siyasetin ikincisi ayağı GÜVENLİK VE EMNİYET güçleridir. 28 Şubat ve öncesi, sonrası Askeri kurumların siyaseti dizayn eden sayısız müdahalelerini yaşadık. Emniyet güçlerinin hukuksuz dinlemeleri, kaset ve tapelerle siyaset kurumları ve siyasetçilerin kamu nezdinde itibarsızlaştırılması kabul edilebilir mi?

Üçüncüsü SERMAYE GRUPLARI, ekonomik güçlerini kullanarak Güneş Motel örneğinde olduğu gibi hükümet devirmediler mi? Sermaye gruplarının büyük medya güçleri var ve bunları kullanarak kayıt dışı siyaset yapıyorlar" dedi ve "Halâ iddia diyorum, bugün ekonominin 1/3'i ve siyasetin % 50'si kayıt dışıdır" tespitinde bulundu ve şu sözleriyle de dinde kayıt dışılığa şöyle dikkat çekti:

"Türkiye'de sosyolojik gruplar var. Bunlara cemaatler deyin. Bu sosyolojik gruplar rüyalar, sezgiler, zayıf ve uydurma hadisler ile dinde olmayan şeylerle toplumu etkiliyorlar. Sonra ne oluyor? Din diyanet adına bu zırvaları tevil etmeyi dine hizmet saymaya başlıyoruz. Dinde olmayan din ortaya çıkmış ve kayıt dışı din olmuştur. Dini gruplar ticaretle uğraşıyorlar, holdingleştiler. "Peygamberimiz yarım hurma ile oruç tuttu" diyorlar ama milyonluk arsayı kapatıyorlar. “Dinimizde rüya ile hareket edilmez” deniliyor olmasına rağmen “ ben şöyle bir rüya gördüm filan kişiye bağlı olmamız lazım” diyorlar. Böyle bir din anlayışı olur mu? Olup biteni iyi görmemiz lazım" dedi. 

 ÇİÇEK, başkanlık sistemi tartışmalarına da değinerek; "Ben başkanlık sistemine karşı değilim, taraftarım. Bunu baştan söylemek istiyorum. Ama görmeden de koyun pazarlığı yapmak gibi, konunun ne olduğunu bilip anlamadan bir şey söylemek istemiyorum. Benim söylemek istediğim başkanlık kural ve kaidelerinin ne olmasıyla ilgilidir. Avrupa'da Başkanlık Sisteminde denetim temeldir. ABD'de ise kuvvetler ayrılığı ile harcamaların senato denetimi vardır" dedi ve başkanlık sistemi ile ilgili değerlendirmelerine şöyle devam etti: 

"Ülkemizde sıkıntılı bir durum var. Bu sıkıntılar muvacehesinde Başkanlık sistemini tartışıyoruz. Başkanlık sistemini 12 Eylülde, Özal döneminde ve Demirel döneminde de tartışıldı. Bu gün tartışılan Başkanlık Sisteminin özünün ne olduğu konusunda kamuoyuna bir şey söylenmiyor. Başkanlık sistemi kişiler üzerinden tartışılıyor. Herkes şoförü tartışıyor, arabayı tartışan yok. Araba yağ yakıyor, su kaynatıyor, yola gidemez durumda. Şoför değişir, yola gidecek arabanın sağlam olması gerekmez mi?" diyen ÇİÇEK; “Bir sistem her ülkede aynı sonucu vermez. Çünkü kültürler farklı, tarihler farklı. Parlamenter veya başkanlık sistemlerinin kendi yapılarına ve uygulamalarına göre zayıf ve güçlü yönleri vardır. Önerilen Başkanlık Sisteminin ülke şartları nazara alınarak, kuvvetler ayrılığı yeterince var mı, bakmak lazım. Getirilen sistemde denge ve denetleme var mı, buna göre karar vermek lazım” dedi. 

 

Fotoğraf Galerisi: