Hayati AKYOL Konferansı

KONFERANS

Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hayati AKYOL 20.12.2014 Cumartesi Günü saat 12,30 da Vakfımız Konferans Salonunda "Öğretmen Yetiştirme: Sorunlar ve Öneriler" konulu konferans verdi.

 Sayın AKYOL konuşmasında özetle;

İhtiyaç hissettiğimiz şey, medeniyet sahibi olduğumuzu, medeniyetler kurmuş bir millet olduğumuzun gururunu genç nesillerimize aktarmaktır. Edison; "başarımızın % 1'i ilhamsa % 99'u alın teridir. " o halde çok çalışmamız lazım.

Öğretmenlik mesleğinin kanuni tanımı var. Öğretmenlik mesleğine hazırlık genel kültür, özel alan eğitimi ve pedagojik formasyon ile sağlanır. Kültür, yerelden evrensele doğru olması gerekir. Kültürümüzü çok iyi bilen öğretmenlerin olması gerekiyor. Alan bilgisi ve formasyon açısından bakıldığında Osmanlıca Dersini verecek iyi yetişmiş öğretmenlerin yetiştirmesi gerektiğini anlayabiliriz.

Pedagojik formasyon ise şu anda patolojik formasyon şeklindedir. Çalışan öğretmelerinin % 52'i alan dışı. Mesela sınıf öğretmenliğine 800 ayrı alandan atama yapılmış. "İşi ehline veriniz" düsturumuzu uygun mu? Bu açıdan değerlendirebilirsiniz. Öğretmenlerin nasıl yetiştirilmesi gerektiği ile ilgili stratejiler çalışıldı, birçok çalışma yapıldı, MEB'e sunuldu ama orada duruyor, rafa kaldırıldı.  Uygulamaya geçileceği umutlarımız var.

Öğretmen yetiştirme alanında masa başı çalışmalarında Avrupa'dan ilerdeyiz ama uygulamalarda uygulamaya koymada Afrika seviyesindeyiz maalesef Ulusal öğretmen yetiştirme stratejileri kapsamında da çalışmalar yapıldı, yurtdışına öğretmenler gönderildi.

Devlet bir şeyler yapıyor, sonra bir el değiyor ve o çalışma akamete uğruyor. Öğretmen kariyer basamakları uygulaması buna örnektir.  Yapılan çalışmaların sonuçsuz kalması çok yaşanıyor. Harcadığım kaynağa, harcadığımız mesaiye uygun sonuç alamıyoruz. İngilizce öğretiminin durumu böyledir. Öğretmen yetiştirme dekanları olarak da bir komisyonumuz (EFDEK) var. EFDEK ve var olan daha birçok komisyon çalışmalarını birleştirip bir karar vermemiz gerekiyor artık.

Her ilde Eğitim Fakültesi var. Kalite var mı? Yok. Çünkü eğitim yerelleşiyor, kalitesi düşüyor. Özellikli üniversiteler açmamız lazım. Mesela Teknoloji Üniversitesi Hakkâri’de olsun ama hakkıyla bir eğitim versin. Öğrenciye rüşvet vererek okula getirmeye çalışan dünyadaki tek ülkeyiz. Bu öğrenci "rapor" yerine "raportör" yazıyor. Biz de sonuca katlanıyoruz. Öğretmen bugün öğrencinin ayağı altındadır. Öğretmenin hakkını aramak iddiasında olanlar üç maymunu oynuyor. Sadece özlük haklarında ortaya çıkıyorlar.

Artık masa başı düzelmeleri bırakalım, uygulamalara bakalım. Türkiye'de iyi işler yapılıyor ama MEB camiasına yansımıyor. Uluslar arası değerlendirmelerde ön plana çıkan ülke Finlandiya. Finlandiya eğitim sistemini incelediğinizde bu sonuçlarının nedeni ve nasılı görülüyor. Bugün Eğitim Fakültelerinin son sınıfları lise son sınıfları gibi. Neden? KPSS  var. Öğrenciler sınava hazırlanmayı derslerden daha çok önemsiyorlar. Formasyonsuz öğretmen atandı. Kanun yapıyoruz ama bir açık kapı da bırakıyoruz. Ücretli öğretmen atadık ama denetleyemedik. Benim çocuğumun üstünden öğretmenlik öğrenilemez. MEB üniversiteleri teorik kalmakla suçlar, biz de MEB’i uygulamayı bilmemekle suçluyoruz. Öğretmen yetiştiren, Doktor, Yardımcı Doçent, Doçent ve Prof. Olarak görev yapan öğretim üyelerinden sınıfa girmemiş olanlar var.

Gazi Eğitim Fakültesi olarak gelişmiş ülke üniversiteleri seviyesinde dersliklerimiz yok. Taşra üniversitelerini siz düşünün.  Ayrıca öğrenci ders dinlemiyor, telefonuyla oynuyor. Neden? Derslerde  birilerinin neler dediğini anlatmaktan öte gitmiyoruz. Tecrübeye saygı kalmadı. Mesleki eğitimin yeniden yapılandırılması gerekiyor. Herkesi üniversiteye getirmeye gerek yok. Üniversiteye girenlerin sayını artırdık ama mezun olanların istihdamı için yapılanlar aynı seviyede yapılmayınca mezun işsizler çoğalıyor. Otorite kavramı zayıflatıldı ve böylece öğretmenin gücü kalmadı. Bilimsel otorite var, öğretmenin de bir ciddiyeti, otoritesi kalmayınca sorunların arttığını belirterek örneklerle konuşmasını tamamladı.

Nitelikli bir topluluğun takip ettiği konferans, soru ve cevaplarla iki saatten fazla sürmüş ve çok verimli geçmiştir.

Konferanstan sonra vakıf adına güzel bir sunum yaptığı için Hayati beye teşekkür eden MEB Emekli Orta Öğretim Genel Müdürü Kerem ALTUN Bakanlık tarafından yapılan bu önemli çalışmaların hayata geçirilmesinin sivil toplum kuruluşu olarak takipçisi olacaklarını belirtmiştir.

 

 

Fotoğraf Galerisi: