Kerem ALTUN İle Gençlerle Başbaşa

Vakfımızın Cumartesi programları kapsamında Kerem ALTUN gençlerin misafiriydi.
 
Siz Gençlerle birlikte olmanın, sizlerle hasbihal etmenin mutluluğunu yaşıyorum. Bu tatil gününde burada olmanız, gösterdiğiniz duyarlılığınız için de ayrıca teşekkür ederim. Sizleri sevgiyle, muhabbetle selamlıyorum sözleriyle konuşmasına başlayan Sn. ALTUN; ‘’Gençliği Olmayanın geleceği Olmaz’’ diyerek yapacağı konuşmanın çerçevesini belirledi.
                Hayatlarının baharında, hayat dolu gençlerle, gelecek hayatın onlara neler hazırladığını bilmediklerini, hayatın zorlukları üstesinde nasıl gelinebilecekleri konusunda şimdiden hazırlık yapmaları gerektiğini vurgulayarak;
                Önlerine koydukları hedeflere ulaşmak için, bilgilerini, görgülerini, referans ve tecrübe edinmelerine katkı sağlayacak çevre faktörlerine ve çevreleriyle karşılıklı güven ilişkisine sahip olmalarını (sosyal sermaye) fıkra ve anekdotlarla anlattı.
                Devamla: ‘’Toplumlar, sosyal sermayeleri yüksek bireylerle hedeflerine ulaşırlar, sivil toplum örgütleri, sosyal sermayenin geliştirebileceği en önemli araçtır. STK, Vakıf ve derneklerde takım, çalışması ön plandadır.
 
                Değerli Gençler,
                A.B nde İş gücünün azalmasına sebep genç nüfusun hızla azalmasıdır. Bu ABnin başta ABD olmak üzere gelişmiş ülkelerle global ölçekte rekabet etme şansını kaybetmektedir. B. Milletlerin tesbitlerine göre AB nin 2015 ten 2040 kadar ki dönemde en az 6.1 milyon göçmene ihtiyacı var. Kaybolan işgücünü yerine koyabilmek için.
                Bu Türkiye için büyük bir avantajdır.
                Türkiye’nin gençlik potansiyelini, avantaja dönüştürmek içinde bilgili, eğitimli, katılımcı, ayakları yere basan, ait olduğu yeri bilen, dünyaya antenleri açık bir gençliğe ihtiyacımız var.
                Kardeşlerim,
                Gençlerin Sosyal sermayelerini artırması, toplumun geleceği için en büyük güçtür.
                Çünkü gençlerin içinde olmadığı, rol üstlenmediği, sorumluluk taşımadığı hiçbir değişimin başarılı olamayacağı artık bilinmektedir. Artık şikâyet eden değil, bir mumda bende yakmalıyım diyen bir gençlik.
                Sıkıntılara, güçlüklere, zihnen, manen, maddeten hazır bir gençlik. Bu hikâyeden de anlaşılabileceği gibi ‘’Fırtına çıktığında uyuyabilen,’’ hazırlıklı bir gençlik.
 
                Sevgili gençler,
                İnsanları kategorize edersek, Önemli insanlar ve Değerli insanlar olarak ayırırız.
                Değerli İnsanlar: İsimleri insanlık tarihinde yaşayanlardır. Yaptıklarıyla, insanların, toplumların hayatında iz bırakan, öldükten sonrada hayır duayla saygıyla yad edilenlerdir.
                Önemli İnsanlar: Makam mevki sahibi kimselerdir. Öldükten sonra isimleri ancak mezar taşlarında okununca hatırlanırlar.
 
                Gençler,
                Bir bilge dört şeyi geri getiremezsiniz der.
                Birincisi; Ağızdan çıkan söz.
                İkincisi Geçen zaman
                Üçüncüsü; Yaydan fırlayan ok
                Dördüncüsü Kaçırılan Fırsatlar.
                Zannediyorum bu aynı zamanda bir hayat düsturudur.
                Zamanın, sözün, hedefin ve fırsatların iyi kullanılması açısından önemlidir.
                Gençler olarak bakış açımız, Sosyal, kültürel birikimimiz, günümüz kavramlarıyla, güncellenmelidir. Çağımızı ve günümüzü iyi okumalıyız. Gençler olarak, bir hedef belirlenmeli ve o hedefe kilitlenmeliyiz. Şirine kavuşmak isteyen Ferhat’ın dağları deldiği gibi.
                Unutmayalım ki, başarı; inanmak, sahip çıkmak ve ona yoğunlaşmakla olur.
                Karamsar olmak zor değildir. Zor olan çılgın bir fırtınadan sonra Gökkuşağı gibi gülümseyebilmektir. Unutmayalım, gövdesinin kucaklayamadığımız büyük ağaçlar bir tohumla başlar.
                En Uzun Yolculuklar bir adımla başlar.
                Gerçek sevgilerde bir tebessümle başlar.
                Onun için diyoruz ki, zamanın acımasızca akışına teslim olmadan, hayatta gayesi olan insanlar olarak, yaparken mutlu olacağımız işlerde, gömleğimizin ilk ve sonraki düğmelerini doğru iliklememiz gerekmektedir.
                ‘’Hayatta gayesi olmayan insanlar bir nehir üzerinde akıp giden saman çöpüne benzerler. Onlar gitmezler, ancak suyun akışına kapılırlar.’’
                Bu hayatta ‘’en büyük başarı yere hiç düşmemek değil, her düşüşte ayağa kalkabilmektir.’’
                Yılgınlığa düşmeden, karamsar olmadan, başarıya odaklanmak gerekir. Her sondajda petrol bulunmaz. Petrol bulununcaya kadar sondaja devam etmek gerek.
                Kardeşlerim, çevrenizle diyalog, iyi ilişkiler ancak sağlıklı bir iletişimle mümkündür.
                İletişim, bilginin, fikirlerin, duyguların, düşüncelerin, değişik kanallar kullanılarak iletilmesidir. İletilen mesajlar karşı tarafın tutum ve davranışlarında değişiklik yapılıyorsa başarılı bir iletişim sağlanmış olur.
                Etkili bir iletişim iyi insan ilişkilerinden geçer.
                İyi insan ilişkileri ise,
                Empati kurmayı gerektirir
                Hoş görü ister, ilgi ister, dostluk ister, güven ister, şeffaflık ister, adalet ister.
 
                Sevgili gençler,
                Sizler, toplumların başlıca zenginlik kaynağı olan bilginin egemen olduğu Bilgi Çağının gençlerisiniz.
               
                Alvin Toffler; İlk çağlarda güçlü olan, endüstri çağında zengin olan, Bilgi Çağında ise bilgili olanlar kazanacaktır.
                Bu yüzyılda söz sahibi olmanın yolu önce bilgi toplumu olmaktan geçer. Onun için geçler zamanın ruhunu yalamak gerekir diyoruz.
                Bazı insanlar yeniliklere karşı direnç gösteriri. Tıpkı kuru bir tahtadan paslı bir çivinin çıkarılması gibi.
                Yarasanın aydınlıkta korktuğu gibi,
                Aydınlığı yangın sanıp, söndürmeye çalışan zavallılar gibi. Değişim ve gelişmeye kapalı olanlar, ölüler ve delilerdir.
                Ancak, bilgi çağının en büyük enstrümanı belki de gençleri adeta teslim alan Bilgisayar ve İnternetten de söz etmeden geçemeyeceğim. Bunu bir dil Profesörünün iki yakınmasıyla yetineceğim.
                Birinci Yakınması
                Geçen gün asistanın eline liste verdim
                Kitap almaya kütüphaneye gönderdim iki saat içinde döndü /Kızgın/ titriyor eli kolu
                Gözlerinde hiddet /Hocam!/ dedi, sesi suçlama dolu
 
                Diğer dördü tamamda, bulamadım nedim divanını
                Yazmayı unutmuşsunuz Nedimin soyadını
               
                Önce kızdım, sonra dedim’’Kadın şükret haline’’
                En azından gitmemiş çocuk Divan pastanesine
 
                İkinci Yakınması
                Geçen gün gözümün nuru oğluma dedim,
                ‘’Emre’ciğim sana şairin adını verdim’’
 
                Merak ette oku bir gün adını taşıdığın şairi
                Bakarsın lazım olur /Birkaç beytini bilde bari
 
                Aşık maşık olursun/ hazırlıksız bulunursun
                ‘’Aşkın aldı benden beni’’ ne demiş görürsün.
                ‘’Aman anneee’’ dedi Emre, ‘’şairliğin tuttu yine uçtun
                Tasavvuf dediğin şey vardır Microsoftun yeni programında
                Sanal dünyada öyle çok şey var ki/Hepsini ne bileyim?
Sitenin adını ver de internetten indireyim’’
 
Gençler işte böyle, dostlar
                150 kelimeyle Türkçe konuşuyorlar!
 
 
                Sevgili Gençler,
                Hayalleri olan, rüyaları olan gençler olmalısınız.
Sakın ola hayallerinizi kaybetmeyin. Sizi sıra dışı kılacak, başarıya taşıyacak hayallerinizdir.
Mark TWAİN; ‘’Hayallerinizi yitirdiğiniz an, hayatınız sona ermiş sayılır.’’ Der.
Unutmayınız, gelecek ancak hayallerine inananlarındır.
Bireysel yeteneklerinizi keşfedin.
Dişinizle, tırnağınızla oluşturmalısınız yarınlarınızı.
Ümit var olunuz, özgüveninizi kaybetmeyiniz.
Kendinize saygınızı yitirmeyiniz.
Önyargılardan uzak durunuz.
Okuyunuz, araştırınız, sorgulayınız, eleştirel bakınız
 
Bu dünyada ancak ahmaklar ve aptallar rahattır.
-Sağırların gürültü sorunu yoktur.
-Körlerin estetik sorunu yoktur.
-Yürümeyenin ayakları yorulmaz.
-Yaşamayanda hata etmez.
               
                Geleceğimizin ümidi sevgili gençler,
                Yorulmaya, zorluklarla mücadele etmeye, alın teri dökmeye, ailenize ve milletinize karşı görevlerinizi ifa etmeye hazır olmalısınız.
                Doğruyu ve hakikati savunmaktan çekinmeyiniz.
                Sizler, Türkiye’nin gelecek umutları olarak, ülkemizi yarınlara daha güçlü ve daha saygın bir şekilde dostluk, barış, kardeşlik birlik ve beraberlik meşalesini yakarak taşıyacaksınız. Bu güç ve cesaret sizde var.’’diyerek soru ve cevaplarla sohbeti sonlandırdı.
 
 
Fotoğraf Galerisi: