“MEDENİYETİMİZDE BİRLİKTE YAŞAMA KÜLTÜRÜ” KONULU KONFERANS İLGİYLE İZLENDİ

Vakfımızın geleneksel “Cumartesi Sohbetleri” kültür faaliyeti üniversite öğrencileri, bürokratlar, vakıf dostlarından oluşan kalabalık bir dinleyici tarafından takip edildi.

Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa AYDIN, “Medeniyetimizde Birlikte Yaşama Kültürü” konulu konferansında “birlik ve beraberlik” kavramlarını açıklayarak değerlendirmelerde bulundu.

Vakıf Genel Müdürü Ali AY, 03 Kasım 2018 günü 13.30 – 15.00 saatleri arasında yapılan konferansın açış konuşmasını yaptı ve Prof. Dr. Mustafa AYDIN’ın akademik çalışma alanları ve başarıları hakkında bilgi vererek teşriflerinden dolayı teşekkür etti.

Prof. Dr. Mustafa AYDIN, konuşmalarında özetle şunları söyledi:

 “İnsanlar birlikte yaşıyorlar. Birlikte yaşamanın birçok nedeni var. Antropologların belirlediği birçok şeye göre insanlar birlikte yaşamaya zorunlu olmuşlar.

Şehirleşme ve Sorun

Birlikte yaşamak birçok sorunu meydana getiriyor. Mesela trafik sorunu. Dünyada 30-40 milyon nüfuslu (Tokyo, New York gibi) kentler var ve bu kentlerin bazı semtlerine girilemiyor.

Şehirler büyümeye devam ediyor. Demografik artış oldukça sorunlar da artmaya devam ediyor.

Topluluktan Cemiyete Dönüşüm

200 yılı aşkın Batıda -özellikle 1789 Fransız İhtilali sonrası- toplumu bir arada tutma kaygısıyla sosyoloji doğmuş.

Fransız Sosyolog Alain TOURAİNE’nin “Birlikte Yaşayabilecek miyiz? kitabı var.

“İnsan insanın kurdu”ysa sonra kurtlar birbirini parçalayacak mı?

İnsanlar bir arada yaşamaya başladıkça topluluk (bizde cemaat) oluyorlar. Sonra ilişkilerin zayıflamasıyla topluluklarının cemiyete dönüştüğünü söyleyen sosyologlar var.

İnsan cemiyet içinde bir yabancı gibi yaşamaya başlıyor. Bu şehirdeki (Ankara) sokaklardaki yaşayışın adı bu. Sokaktaki herkes Ankaralı ama birbirine yabancı.

Sosyologların Endişeleri

Alman Sosyolog TÖNNİES, “Ben endişeliyim” diyor.

Bir arada yaşama zorunluluğumuz var. Bir arada yaşayanların birçok işi (kasap, berber, bakkal vb) var ve hepsi birbirine muhtaçlar.

Alman Sosyolog DURKHEİM, “İnsanların birbirine muhtaç olmasından dolayı birbirinden kopup gidemeyecekler”, diyor.

ABD'li sosyolog ve teolog Peter L. BERGER ise “Sırtınızı çok dayamayın bu topluma” diyor ve bir örnek veriyor: “Avukatım var, ona güveniyorum ama bakıyorum ki avukatım karşı tarafla anlaşmış. Karşı tarafa “Kazanırsam ücretimi senden tam alırım” demiş. Çünkü karşı tarafın kazanacağını biliyor. Bana da “Kaybedersem ücretin yarısını alırım”, diyor.

Mesela evlilik. Evlenen kişileri herkes tebrik ediyor ama evli çiftler arasında bir sorun başladığında ise “Karı kocanın arasına girilmez” deniyor. Evlenirken tebrik eden kimse bir sorun olduğunda ortada yok. Evli çiftin sorunlarına yardımcı olmak için araya girmek evlinin yatak odasına mı girmektir?

Etnisite ve Çok Kültürlülük

Şimdi etnik, mezhebi konularda sorunlar var. Dinler arası birleriyle çatışmıyor aslında mezhepler çatışıyor. Haçlı seferleri dinler arası çatışma olarak görülebilir ama çok ölümler yoktur.

Birleşmiş Milletler UNESCO verilerine göre dünyada 300 etnisite var. Bu etnisitenin 100’ü çatışmaya ramak vaziyette.

Sorun “bunları birlikte nasıl yaşatırız?” sorunudur.

Çok kültürlülük var. Her etnisitenin bir kültürü var. Batılılar “ne yapalım” dediler, “O zaman hoşgörüyle bakalım” formülünü buldular. Böylece Batı kendinin yarattığı soruna kendi çözüm buldu!

Çok kültürlü bir arada yaşamaya örnek Kanada var. Kanada dünyadaki topluluklara “gelin burada yaşayın” diyor. Bu topluluklar proje hazırlıyorlar ve Kanada bunları finanse ediyor. Bu topluluklar 2 veya 3 kuşak sonra diliyle, yaşantısıyla artık Kanadalı oluyor. “Kanadalıların Çok Kültürlü Mirasının Korunması Sözleşmesi” vardır. Bu bir aldatmacadır.

Birlik ve Beraberlik Kavramları

Birlikte yaşamanın iki boyutu var:

  1. Birlik
  2. Beraberlik

Birlik daha çok inançla, dinle ilgilidir. “Ancak mü'minler kardeştirler.” (Hucurat/10) derken burada Ku’ranî bir birliktelik vardır, etnisite ayrımı yoktur.

“Halbuki hepimiz Adem’in çocuklarıyız” denildiğinde bu fiziksel bir kardeşliktir.

İnançlar bağlamında Budistler, Yahudiler, Hıristiyanlar da kardeştir.

Millet siyasi bir topluluk anlamına geliyor.

Birlik inanç birlikteliğidir.

Beraberlik; farklı birlikler arasındaki ortak yaşama alanı oluşturmaktır. Sosyal, politik vb. ilkelere bağlı olarak yaşayanlar gibi.

Ümmet sosyal, politik bir birlikteliktir. Medine’de Ensar ve Muhacirlerin oluşturduğu birlikte yaşamalar ümmet olmadır.

Birliğin ve Beraberliğin İlkeleri

Birliğin ilkeleri ve beraberliğin ilkeleri var. Birliğin ilkeleri inanç, dinî, beraberliğin ilkeleri sosyal ve politiktir.

Birliğin ilkelerini beraberlik ilkeleri haline getirirseniz, birlikte yaşamak için “herkes birliğin ilkelerine uyacak” denilirse inanmayanlar zorlanacaktır.

Veya beraberliğin ilkelerini birlik ilkesi yaparsanız dayatma ortaya çıkar. Mesela, başörtüsünü kamusal alanda yasaklamak gibi.

Osmanlılarda kanunnameler beraberlik ilkeleriydi. Bu kanunnamelere uyan Müslüman, Hıristiyan Yahudi vardı. Osmanlıların bu yapısını dünya halâ anlayamadı.

Devlet birliğin sağlayıcısı değil, beraberliğin sağlayıcısıdır. Birliği sağlayacak olan üsteki otoritedir.

“Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır.” (Hucurat/13).

Prof. Dr. Mustafa AYDIN konuşmasını tamamladıktan sonra katılımcıların çeşitli sorularına cevaplar verdi.

Cumartesi Sohbetleri programı Vakıf Başkanımız Hayrullah BAŞER’in konuşmacı Prof. Dr. Mustafa AYDIN’a teşekkür etmesi ve katılımcılara Vakfın diğer faaliyetleri konusunda bilgiler vermesiyle sona erdi.

Fotoğraf Galerisi: