Ramazan Ayı Geleneksel Dostlar İftar Buluşması Vakıf Başkanımız Av. Hayrullah Başer'in Konuşma Özeti

İftar yemeğinden sonra davetlilere hitap eden Vakıf Genel Başkanı Hayrullah BAŞER “Türkiye’nin ve İslam dünyasının yaşadıkları sadece bir iktidar ve rejim sorunu değildir. Bir medeniyet sorunudur.  O bakımından olaya bu manada baktığımızda yeni bir medeniyet arayışına, yeni bir medeniyet inşası noktasında bir gayrete girmek mecburiyetindeyiz” dedi. 

Sayın BAŞER konuşmasında;

Sayın Başkanım, Değerli Misafirler! Rahmet, mağfiret, barış ve Kuran ayı olan bu Ramazan ayında, dostlar iftar sofrasından bizleri buluşturduğu için Allah’a şükrederek,katılımınızdan dolayı sizlere en kalbi sevgi ve saygılarımısunarak konuşmama başlamak istiyorum.

Değerli dostlar

Bu ayın mesajları istikametinde, kendimizi bireysel, toplumsal manada, komşuluk, arkadaşlık, akrabalık hukuku, aile, cemiyet toplum hukuku ile biz bu işin neresindeyiz?  Bu ay Kur an ayı,  Türkiye’de yaşadığımız hayatın gençlik, meslek, siyasi alanlara kadar bizim ahlaki hayatımıza kadar, ne kadar nüfuz etmiştir Kur an. İslam dünyasında ve dünyanın diğer bölgelerinde cereyan eden olaylar üzerinde bu manada bir tefekkür oluşturabiliyor, hayatımızı yeniden tanzim etmeye talip olabiliyorsak,Ramazan ayının rahmetinden mağfiretinden bağışlamasından, bu ayın feyzinden, orucun feyzinden faydalanabiliriz diye düşünüyorum.

            Ülkemizde Ramazan-ı Şerifi huzurlu bir ortamda yaşıyoruz. Ancak Gönül coğrafyamızda yaşanan olaylar içimizi sızlatıyor. Ülke sorunlarımız yanında İslam coğrafyamızın yaşadığı, siyasi, sosyal, ekonomik sıkıntılar etnik ve mezhebi çatışmaların yarattığı sorunlarla da bize yansıyor.

Değerli dostlar,

Bunun üzerinde, birey ve toplum olarak, hassasiyetle durmak, çözüm aramak ve çözüm üretmeye gayret etmek mecburiyetindeyiz. Türkiye’nin ve İslam dünyasının yaşadıkları bir iktidar ve rejim sorunu değildir. Bir medeniyet sorunudur.  O bakımından olaya bu manada baktığımızda yeni bir medeniyet arayışına, yeni bir medeniyet inşası noktasında bir gayrete girmek mecburiyetindeyiz. Bu manada çaba göstermenin, gayret etmenin gerektiğini bilmek gerekir.

Çünkü şu an ülkemiz ekonomik olarak büyüse de, kendi değerlerine göre sanatçısını, felsefecisini, bilim adamlarını, siyasetçini üretmiyor. Kavramlar bizim kavramlarımız değil, ilim adamlarımız burada, hukukçularımız burada, konuşurken hep batılı kaynakları kullanıyoruz veya onların vasıtası ile bizim kültürümüze ulaşmaya çalışıyoruz.

Ben sözü uzatmayacağım, Sayın Türkiye büyük Millet Meclisininbir önceki dönem Başkanımızburada, başka dostlar konuşacak ama birkaç cümle ile vakıf olarak yaptıklarımızı ifade etmek istiyorum.

Vakıf olarak yapmaya çalıştıklarımız: ilk olarak Türkiye genelinde insan kaynağımızı oluşturduk, Anadolu’da hemen bütün illerde dostlarımıza ulaşarak 10 ilde şube, 15 ilde temsilcilik, diğer iller de de en az iki kişi ile Danışma Meclisimizde üye olarak temsil etmek üzere kardeşlerimizle ülke genelinde teşkilatlanma çalışmalarımızı devam ettiriyoruz.

            Geçen yıl ülke sorunlarının tespiti, teşhisi ve çözüm önerilerini içeren ülkemizin değerli bilim adamları,akademisyenlerle önemli bir çalışmabaşlattık. Türkiye’nin 10 temel meselesini 100 civarında akademisyen, bilim ve düşünce insanlarından oluşan bir heyetle birlikte belirledik. Ekonomiden stratejiye, sağlık hayatından hukuka, coğrafi jeopolitiğinden çözüm sürecine demokratikleşme sürecine, tarımda su politikasına, yükseköğretimden eğitim kültür politikasına, dini hayatımız ne olmalıdır gibi ciddi 10 temel konuyu belirledik. Komisyonlar halinde çalışma devam ediyor. Bu gün de komisyon başkanlarımızla birlikte bir değerlendirme yaptık. Bize bir fikri ziyafet sundular, kendilerine teşekkür ediyorum, ama ekim ayından itibaren Allah izin verirse bu çalışmalarımızı kamuoyu ile paylaşarak ilgili kamu ve devlet kurumlarına sunacağız.

            Milletler Bilimin Rehberliğinde kalkınmalarını kendi değerleri ile bütünleştirerek sağlayabilirler. Bu milli kültürdür. Bilim, sanayi, teknoloji, sanat, kültür, ahlâki değerler bütünü medeniyeti ifade eder. Medeniyet bir hayat tarzıdır. Medeniyet bir milletin geleceğini gergef gergef dokuduğu, şefkatli, umut dolu, merhamet dolu sığınağıdır.

            Bu gün paramparça olmuş İslâm ve gönül coğrafyamızın imdat çığlıklarının yöneldiği ülkemizin yükselen değerlerinin, neredeyse bir asıdır unutturulan medeniyetinin yeniden canlanması ihyası, inşasına ihtiyaç vardır. İşte bu zaruretle“Medeniyet tasavvurumuz” un ihyası ve inşası için, gündeme taşımak ve dikkatleri buraya teksif için Akademik ve Düşünce dünyamızdan çok değerli 10 kişiden oluşan bilim heyetimizle çalışmamız devam etmektedir.  Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim vakfı bu gün geldiği nokta itibariyle beşeri ve fikri potansiyeliyle “Anadolu Medeniyet Hareketi”dir.

            Değerli Dostlar

            Bireysel ve toplumsal olarak en önemli sorumluluğumuz; güvenli bir gelecek kurmak ve yeni nesillere bırakmaktır. Bu da gençleresahip çıkmak ve yetiştirmek görevimizdir. Geleceğimiz gençliktedir. Onları iyi bir meslek sahibi yapmakla görevimizi tamamlamış olamayız. Aynı zamanda değerlerimizle donanımlı da yetiştirmek zorundayız.

            Bu nedenle vakıf olarak 2015 yılını “Gençlik Yılı” ilan ettik. Çalışmalarımızda ilgi ve yoğunluğu bu yıl gençlere verdik. Geçen yıl gençlerimiz bir Gençlik Çalıştayı hazırlamıştı. Bu sene Gençlik Kurultayına dönüştürüyorlar. Ramazan Bayramının hemen sonrasında bir arkadaşımızın tahsis ettiği bir tesislerde dört grup olacak şekilde gençlik kampı organize ettik. Arkadaşlara duyururuz, lise ve üniversitedeki çocuklarımızı bu gençlik kamplarına gönderebilirler, dört grup halinde yapılacak, başlarında ağabeyleri, amcaları olacaklar, kendilerine geçmişimize ait kültür değerlerimizle ilgili bilgiler verecekler inşallah.

            Seminer ve konferanslarla gençler ve toplumuzun manevi ve kültürel değerlerini bir eğitim çalışması olarak görüyor ve önemsiyoruz. Ancak bunu yeterli bulmuyoruz. Birikimimizi ve potansiyelimizi gelecek nesillerimizin yetişmesi için eğitime katkı vermemiz gerekmektedir. Bu amaçla eğitim yatırımına karar verdik ve “Yeni Çizgi” okulu ile ilk adımı attık. Amacımız bu okulları ülkemizin en güvenilir ve başarılı örnek kurumları olarak ülke geneline yaymaktır.

            Bu hayırlı çalışmaya ilgi ve alaka göstermenizi, gururla kendi eseriniz olarak tavsiye etmenizi, çocuklarınız ve torunlarınızı güvenle bu kuruma yazdırmanızı rica ediyoruz.

Benzer çalışmayı bürokrat arkadaşlarla yaptık, hanım kardeşlerimizle yaptık, geçmişte unuttuğumuz bir şey vardı, hanım kardeşlerimizi de bu işe dâhil ettik.

            Diğer yandan içinde bulunduğumuz iletişim çağında; bilgi kirliliğinin ve her türlü olumsuzluk ve tehlikenin cirit attığı sosyal ve dijital medya karşısında“AnaHaberGazete” ile internet yayıncılığı yapıyoruz. Ayrıca inşallah ihtiyacımız olan konularda, bilimsel değere sahip basılı yayıncılık da hedeflerimiz arasındadır.

            Değerli kardeşlerim,

            Bireysel, ailevi ve toplumsal dokumuzun sarsıntı geçirdiği bu dönemde bizi yeniden güçlü, sağlıklı, dayanışma içinde, birbirini ötekileştiren değil birleştiren, kucaklayıcı bir anlayışla; istişare ve müzakere, birbirine değer veren anlayışla, vahiy ve risalet temelli bir çalışmayı çıkış yolu olarak görüyoruz.

Maalesef İslam dünyasında yaşanan parçalanma ve çatışmanın temelinde yatan anlayış ülkemizde de yayılma tehlikesi göstermektedir. “Allh’ü Ekber” diyerek birbirini öldüren anlayışlara karşı bütün Müslümanlar ayağa kalkıp, “Mü’minler kardeştir!  Mü’minler kardeştir!  Mü’minler kardeştir! “ diye haykırmak zamanıdır.Bu ses dalga dalga bütün İslam dünyasını sarmalı ve kendine getirmelidir.

İşte bu anlayışla toplumuzun temel dinamiği olan sevgi ve kardeşliğin yeniden tesis edilmesiacil bir görevdir. Bu nedenle Anadolu medeniyet hareketi olarak “Sevgi Toplumu” hedefinde bir toplumsal projemizin içinde tüm dostlarımızın yer almasını istiyoruz.

            Bu büyük dava fikir ve düşünce hareketi olarak, ne kadar haklı ve doğru olursa olsun kâfi güçle korunmazsa başarıyı yakalayamaz. Dostlar iftarında buluşan siz değerli kardeşlerimizden ricamız, bu büyük davanın ağır yükünü bir grup kardeşinizin omuzlarında bırakıp kenarda durmazsınız. Anadolu medeniyet hareketinin içinde olmanızı, her bir biriminde görev ve sorumluluk almanızı, maddi ve manevi desteğinizi vermenizi bekliyoruz.

Bu çalışmayı gücümüzün yettiği kadar yapıyoruz, bizde gücümüzün yettiğinden sorumluyuz.Ama sizlerle beraber olduğumuzda, ortak olduğumuzda, katkılar arttığında, her zeminde sizler de görev aldığınızda bu işin çok daha güzel neticeler vereceğini yaşayarak görüyor, çok güzel neticeleri hissediyoruz. O nedenle ben destek verin demiyorum, katkılar sunun yeni projelere ortak olun, inşallah o projelerle vakfı geliştireceğiz. Mümkün olduğu kadar da Anadolu’nun her iline, her ilçesine bu çalışmalarımızı aktarmak istiyoruz.

Önce teşkilatlanma, sonra burada yapmaya çalıştığımız faaliyetleri Anadolu’nun diğer illerinde de yapılabilir hale getirmek, hatta onu bu sene inşallah yapamaya çalışacağız.

Bu bilgileri de sizlere aktardıktan sonra katıldığınız için tekrar hepinize teşekkür etmek istiyorum, inşallah yeni iftarlarda buluşmak dileği ve arzusu ile hepinize teşekkür ediyorum. Mübarek Ramazan ayının rahmet ve bereketi ile kurtuluşa vesile olmasını, bayrama sağlıkla ulaşmayı cenabı Allahtan niyaz ediyor, sevgiyle selamlıyor, saygılar sunuyorum, dedi.