Sevgi Toplumu Ramazan Çeşme Programı

“Sevgi Toplumu Ramazan Buluşması”, vakfımızın yedi yıldan beri devam ettirdiği güzel bir etkinlik. Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfının yıllar içinde oluşturduğu sevgi temelli gönül insanları, Anadolu’nun dört bir yanından bu tatil etkinliğine büyük bir coşku ve heyecanla katılıyorlar. Bir ailenin birbirine hasret kardeşleri gibi heyecanla kucaklaşıyorlar. Eşler ve çocuklar da tanışıyor kaynaşıyor arkadaş ve dostluklar kuruluyor. İşte bu buluşmanın yedincisi 24 Haziran /01 Temmuz 2016 Tarihleri arasında Çeşme Culub Familia otelde bir daha gerçekleşti.

Serbest Program:

Bu yıl ilk iki günü serbest programla değerlendiren katılımcılar deniz, havuz, bahçe ağaçları altında sohbetin ve muhabbetin tadını çıkardılar. Ramazan ayının son on gününe rastlayan buluşmanın özellikli yanı, itikâf günlerine rastlamasıydı. Birçoklarına ramazan ayında bu tatil buluşması garip gelebilir. Ancak Müslüman bulunduğu her haline ruh katabilecek, her yaşam biçimini anlamlı kılabilecek bir değişim iradesini gösterebilirse bu garip gibi gelen durum farklı bir güzelliğe dönüşebiliyor. Otelin formatı Ramazan ayı coşkusunu her haliyle yansıtıyor. Buna Grubumuzun aktiviteleri de eklenince sosyal, kültürel, manevi hava tüm otel müşterilerini, çalışanlarını kuşatıyor.

Burada otelin sahibi Şemseddin Bey’e candan teşekkür ediyoruz. Hem her dönem ailecek vakfımızın bu faaliyetine katılıyor, hem de Ramazan ayı boyunca burada konaklayan müşterilerine manevi bir fikir ve düşünce ziyafeti çekecek değerli bilim adamlarının hizmet etmesine imkân sağlıyor. Bizim grubun katılımından önce kendisini yakından tanıdığımız Kur’an âlimi Doç. Dr. Rahim hoca görevli imiş. Bizim dönemimizde ise, yine çok sevdiğimiz ve takdir ettiğimiz Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Yıldırım hoca görevli idi. Hem namazlarımızı böyle değerli bir bilim âlimi kıldırdı, hem de namazlardan önce veya sonra, bahçede ve aktivitelerin her yerinde birlikte bulunarak fikir, düşünce alışverişinde bulunduk.

Tanışma:

27 06. 2016 günü öğleden sonra İstanbul Şube Başkanımız Av. Mikail Hasbek beyin sunumu ile tatlı bir sohbet ortamında tanışma programı yapıldı. Önce Vakıf Genel Müdürü Ali AY vakıf faaliyetleri hakkında özet bir bilgi verdi.

Anadolu Vakfının; bir itikat ve ahlâk hareketi olduğunu, doğru bir Allah ve Peygamber tasavvuruna dayanmayan her düşüncenin zamanla savrulabileceğini belirtti. Bu nedenle tevhid anlayışına dayalı bir inanç eğitimine önem verdiklerini, ahlâka dayalı bir gençlik eğitim çalışması yürüttüklerini, vakfın sivil kültürel eğitim çalışmaları yanında, yeni çizgi koleji ile de okul eğitimine de girildiğinden bahsetti. Ayrıca Ülke sorunlarını ele alan Türkiye’nin on temel problemi konusunda Akademisyen ve düşünce adamlarından oluşan bilimsel çalışmaların faaliyetlerin temelini oluşturduğunu belirtti.

Daha sonra katılımcılar hem kendilerini tanıttılar hem de önerilerde bulundular. Böylece insan kaynağı olarak potansiyelimizi daha üst sevilere çıkaracak bilgiler elde etmiş olduk. Katılımcılarda ortak kanaat sevgi toplumu etkinliklerinin kesintisiz devam etmesi, dağ turizmine dayalı alanlarda da yapılması önerildi.

Konferans:

Bu yıl konferans serisinde Prof. Dr. Mustafa Yıldırım 28.06.2016 Günü “Dünyalı Bir Peygamber” konulu konferans verdi. Sayın Yıldırım Hoca Kur’an’ı Kerimi bizzat kendi hayatında yaşayarak uygulayan ve ashabına da yaşayarak uygulatan Peygamberimiz Hz. Muhammed (sas) i doğru anlamak için O’nun örnekliğini pratik bazı hayat kesitlerini sunarak anlattı. Sayın Yıldırım konuşmasında özetle:

İnkârcıların; “Muhammed’e onu desteklemek üzere bir melek gönderilse (biz de görsek) olmaz mıydı?” görüşüne karşılık bu ve benzeri ayetler bize müşriklerin peygamber tasavvurunu anlatmakta, fakat bütün bunlar gerçekleşse bile onların yine de inanmayacakları Allah tarafından kesin bir dille ifade edilmektedir.

İlginçtir ki, bu kadar açık dile getirmeseler de günümüzdeki bir kısım dindar Müslümanlar da Hz. Peygamber (as)’ı benzer niteliklerle tavsif etmekte ve onu bu dünya şartlarından, sünnetullah dediğimiz varlık âleminin bağlı olduğu ilahi kanunlardan soyutlayarak yücelttiklerini görmekteyiz. Böyle yapmakla farkında olmadan onun hayatımızdan çıkmasına zemin hazırlamakta ve bize örnek olması bakımından onu gerçeklik ilkesinden uzaklaştırmaktadırlar.

Oysa Kur’an’a ve onu en güzel şekilde hayatına yansıtan Hz. Peygamber (as) ın faaliyetlerine baktığımızda onun ne kadar dünyalı, yani dünyadaki ilahi yasaların gereğini yerine getiren biri olduğunu açıklıkla görmekteyiz.

Efendimiz (as) peygamberlik görevini alması sonrasında “kalk ve toplumu uyar!”emrini alır almaz tabir caizse canını dişine takarak tebliğ faaliyetine başlamış, çarşı-pazar-panayır demeden dolaşmıştır. Bütün bunları yaparken gördüğü manevi baskılar yanında fiili saldırılara maruz kalmış, zaman içinde taşlanmasına, dişinin kırılmasına, yanağının parçalanmasına varan eziyetlerle karşılaşmıştır.

Kâinatın Efendisi gibi çok özel vasfı bulunan bu son peygamber için Allah gökten azap göndermemiş, ya da peygamberini görünmez bir zırh ile bu fiili tecavüzlere karşı korumamıştır.

Dünyalı bir peygamber nitelemesi için onun hicreti güzel bir örnektir. Medine’ye hicret etmeden önce kendisi günlerce düşünüp plan yapmış, müşrikleri yanıltmak için yatağına Hz. Ali’yi yatırmış ve arkadaşı Hz Ebu Bekir (ra) ile birlikte müşriklerin takibinden kurtulmak için Medine’ye aksi istikamette olan Sevr dağı istikametine gitmiştir.

Evet, Allah’ın yardımı haktır ve peygamberine yardım etmiştir. Fakat O’nun bu yardımı Peygamber (as) elinden geleni yapmadıkça, yani sünnetullah gereği sebepleri tüketmedikçe gerçekleşmemiştir.

Hicret sırasında konakladığı Ranuna vadisinde epeyce bir süre kalmış, yol yorgunluğunu üzerinden atıp kendini toparlamış, özellikle kendisini tanımayan Medine’li Yahudiler ve diğer eşrafın huzuruna dinç ve bakımlı bir görünümle çıkarak onlar üzerinde hayranlık uyandırmıştır.

Dünyalı peygamber dünya işlerinde yanılabilen, ortak akla önem veren, gerektiğinde hanımlarına danışıp onlardan fikir alabilen, savaşta hendek kazılması yöntemini Arap olmayan bir sahabenin teklifiyle uygulayabilen, gaipten haber vermeyen, seven, kızan, savaşan, hanımlarıyla problemler yaşayan, affeden, gülen, ağlayan, acıkan, yorulan, uyuyan, unutabilen kısacası normal insan vasıflarıyla muttasıf bir kişidir. İşte böyle bir kişilik olarak da insanlık için bir örnektir.

Örnek insan, örnek olduğu insanlardan farklı olmayan, sünnetullah açısından onların sınırlarıyla sınırlı olandır. Bu durum onun sıradan, değersiz ve vasıfsız bir insan olduğu anlamına asla gelmez. O elbette ki, Yüce Allah tarafından seçilme lütfuna ermiş, şairin ifadesiyle “taşlar arasında bir yakut” misali çok çok değerli bir kişiliktir.

O’nun ümmeti olan bizlerin de, çalışmaya, çabalamaya, sünnetullaha ve sonrasında da ancak sebepler tükenince tevekküle dayalı O’nun hayat tarzının örnek almasını amaçlıyoruz. O, sebeplere sarılmayı hiç terk etmedi. İnandı, inancının gereğini yaptı ve başardı. Onu örnek alan her kim olursa olsun mutlaka başaracaktır.

O halde insanlığın en mükemmel rol modelini hayatımızdan çıkarmayalım.

Tefekkür:

Her yıl olduğu gibi bu yıl da 29.06.2016 Günü Doç. Dr. İsmail Hakkı Nakilcioğlu “Dağların Gizemi” konulu bir sunum yaptı. Sayın Nakilcioğlu dağların kültürümüz yanında, çevreye ve hayatımıza kattığı değerleri, yararları son derece bilimsel verilerle anlattı. Ayrıca Uhud’dan Ağrı’ya dağların dini kültürümüzdeki yerini anlatırken duygusal anlar yaşandı.

Kur’anı Kerim’de Yüce Allah’ın dağların yaratılış hikmetlerinden, dağların yürütülüşünden, yeryüzünü tutan kazıklar olduğuna kadar Yüce Allah’ın yaratıcı kudretini ifade eden metinlerle inanç dünyamızda yeni pencereler açtı.   

Değerlendirme:

Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın Hayrullah Başer 30.06. 2016 Günü aktivitenin Değerlendirme bölümüne katıldı.

Ülkemiz, İslam Dünyası ve dünyada olup biten son hadiseleri değerlendiren Sayın BAŞER, bütün bu hadiselerin temelinde Medeniyet sorununu yattığını belirtti. Batı medeniyeti karşısında merkezini kaybeden ve kendi medeniyetinin dinamiklerinden uzaklaşan islâm dünyasının büyük bir şaşkınlıktan sonra bozguna uğradığını, zihnen ve fiilen işgal altında olduğundan bu günkü perişanlığı yaşadığını ifade etti.

Türkiye’nin konumuna da değinerek, bütün İslâm dünyasının tek umudu ve sığınağı hala Türkiye’dir. Bu nedenle İslâm medeniyetinin yeniden inşası çabası içinde olduklarından bahisle; bu gayreti birilerinden beklemek yerine, topyekûn herkesin bu çalışmaya katılması halinde başarının mümkün olacağını belirtti. Herkesin maddi, manevi, fikri ve fiili katkısını istedi.

Vedalaşma:

Otelde değişik ortamlarda birçok insanla da tanıştık. Hem bunlarla hem de 01 Temmuz 2016 Günü Cuma namazından sonra daha nice güzel günlerde buluşmak dileği ile grubumuzla vedalaşarak Sevgi Toplumu Ramazan buluşmasının yedincisi de sona erdi. Herkes bayram hazırlığı ve dostları ile bayram yapmak üzere otelden ayrıldı.

Bu buluşmanın anlamını belirtmek babından Mustafa Yıldırım Hocanın bir anekdotunu nakletmek yeterli olur sanırım. “Sizi burada tanıyan eski bir kardeşiniz olarak, zaman içinde dünyevi meşguliyet ve sıkıntılarla enerjim bitiyor. Şöyle köşeme çekilip kendi halimde yaşayayım diyorum. Buradaki beraberlikten sonra öyle bir enerji yükleniyorum ki, bu beni neredeyse bir yıl götürüyor. Bu topluluğu dinamizminden, idealizminden, fikir ve inanç olarak entelektüel birikiminden dolayı çok seviyorum, tanışmış olmaktan mutluyum, üzerime düşen ne varsa hazırım”. 01.07.2016

Ali AY

Fotoğraf Galerisi: